İçeriğe geç
3 Kasım 2026, Salı Konya 9°
  • DOLAR49,97▲ %0,22
  • EURO56,00▲ %0,32
  • STERLİN67,16▲ %0,21
  • GRAM ALTIN6.307▼ %0,52
  • ÇEYREK ALTIN10.367▲ %0,00
  • BIST 10010.961,67▲ %1,88
  • BITCOIN3.843.726▼ %1,91
  • ETHEREUM112.691▼ %1,95
SON HABERLER
Reklam
TARIMSAN
Veysel Bildik Veysel BildikPsikolojik Danışman

Herkesin Bir Derdi Var, Ama Kimse Kimseyi Gerçekten Dinlemiyor!

Psikolojik Danışman Veysel Bildik, insanların birbirini dinlemekten çok konuşmaya odaklandığı günümüzde, gerçek iletişimin ve anlaşılmanın önemine dikkat çekiyor. Bildik, bazen bir insana verilebilecek en büyük desteğin, onu yargılamadan dinlemek ve anlaşıldığını hissettirmek olduğunu vurguluyor.

3 dk

Geçen haftaki “Her Şeye Yetişmeye Çalışırken Kendimize Yetişemiyoruz!” başlıklı yazımızda insanın kendisini ihmal etmesini ele almıştık. Bu hafta ise birbirimizi nasıl ihmal ettiğimizi konuşalım. Çünkü günümüzde yalnızca kendimize zaman ayıramıyoruz; çevremizdeki insanlara da yeterince kulak veremiyoruz. Aynı evde yaşıyor, aynı sofraya oturuyor, aynı sokaklarda yürüyoruz. Buna rağmen birbirimizi anlamaktan her geçen gün biraz daha uzaklaşıyoruz.

Bir düşünün… En son ne zaman birini gerçekten dinlediniz? Telefonunuzu bir kenara bırakıp, vereceğiniz cevabı düşünmeden, kendi yaşadıklarınızı anlatma telaşına kapılmadan yalnızca karşınızdaki insanı anlamaya çalıştınız?

Belki de sorunumuz tam olarak burada başlıyor. Herkes anlatmak istiyor ama dinlemeye gelince aynı isteği gösteremiyoruz.

Akşam işten yorgun dönen bir anne ya da babayı düşünün. Çocuğu okulda yaşadığı bir olayı heyecanla anlatmaya başlıyor. Ancak evin işleri, telefon bildirimleri, televizyon ve günün yorgunluğu derken çocuğun cümleleri cevapsız kalıyor. Çocuk önce anlatmaya devam ediyor, sonra susuyor. Ebeveyn için sıradan bir akşam yaşanıyor. Çocuk içinse belki de kendisini anlatmaktan vazgeçtiği bir an geride kalıyor.

Benzer bir durum arkadaşlıklarımızda da yaşanmıyor mu? Bir dostumuz yaşadığı sıkıntıyı anlatırken hemen kendi sorunlarımızdan söz etmeye başlıyoruz. “Sen yine iyisin, benim başıma neler geldi!” diyerek farkında olmadan onun derdini küçümsüyoruz. Oysa insanın acısı bir başkasının acısıyla ölçülemez. Herkesin yaşadığı zorluk kendince gerçektir.

Bazen bir arkadaşımız yalnızca “İyi değilim.” der. Biz ise hemen “Takma kafana, geçer.” diye karşılık veririz. İyi niyetle söylediğimiz bu sözler, karşımızdaki insanın anlatmak istediklerini daha başlamadan bitirebilir. Belki de ihtiyacı olan bir tavsiye değil, kendisini yargılamadan dinleyecek bir insandır.

Üstelik çağımızda iletişim kurmak hiç olmadığı kadar kolay. Birkaç saniyede mesaj gönderebiliyor, dünyanın öbür ucundaki insanlarla konuşabiliyoruz. Fakat bütün bu imkânlara rağmen yalnızlık duygusu hayatımızda kendisine yer bulabiliyor. Sosyal medyada birbirimizin fotoğraflarını görüyor, paylaşımlarına yorum yapıyor, doğum günlerini kutluyoruz. Ancak bazen yanı başımızdaki insanın yüzündeki hüznü fark edemiyoruz.

Çünkü bir fotoğraftaki gülümseme, insanın gerçekten mutlu olduğunu göstermez. Her zaman neşeli görünen bir arkadaşımızın içinde neler yaşadığını, her gün selam verdiğimiz komşumuzun hangi sıkıntılarla mücadele ettiğini bilemeyiz. İnsanlar çoğu zaman yaşadıklarını değil, başkalarının görmesini istediklerini gösterir.

Elbette herkesin kendi derdi, sorumluluğu ve yetişmesi gereken işleri var. Geçim sıkıntısı, iş yoğunluğu, aile sorumlulukları ve gelecek kaygısı hepimizin hayatını etkiliyor. Ancak kendi yorgunluğumuzun içinde başkalarının yaşadıklarını görmezden gelmek zorunda değiliz.

Bazen apartmanda karşılaştığımız komşumuza içtenlikle hâlini sormak, iş yerinde sessizleşen bir arkadaşımızı dinlemek ya da uzun zamandır aramadığımız bir yakınımızı yalnızca sesini duymak için aramak bile çok şey ifade eder. Büyük fedakârlıklar yapamasak da küçük iyiliklerle insanların hayatına dokunabiliriz.

Belki de artık kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor: İnsanların ne söylediğini mi duyuyoruz, yoksa gerçekten ne anlatmak istediklerini mi anlamaya çalışıyoruz?

Çünkü herkesin anlatamadığı bir hikâyesi, gösteremediği bir yarası ve paylaşamadığı bir derdi var. Bazen güçlü görünen bir insanın da desteğe, her zaman gülen birinin de anlaşılmaya ihtiyacı olabilir.

Hayat zaten yeterince zor. Hiç değilse birbirimizin yükünü ağırlaştırmayalım. Yargılamadan dinleyelim, anlamadan hüküm vermeyelim, bir insanın derdini küçümsemeden önce onun yerinde olmayı düşünelim.

Unutmayalım; bazen bir insana verebileceğimiz en büyük destek, sorunlarını çözmek değil, onu gerçekten dinlemektir. Çünkü herkesin konuşacak birine değil, kendisini anlayacak birine ihtiyacı var. Belki de bugün birbirimize yeniden yaklaşmanın ilk adımı, konuşmayı biraz azaltıp dinlemeye daha fazla zaman ayırmaktır.

Reklam
ARTI YÜZ