DEVLET SİZİNLE NASIL KONUŞUR?
Hukukçu Muhammet Öztat, bu haftaki yazısında devletin vatandaşlarla hangi usuller üzerinden iletişim kurduğunu, tebligatın hukuki önemini ve adres bilgilerinin güncel tutulmasının neden hayati olduğunu ele alıyor. Öztat, geçen haftaki “Avukatlar Suçluları Savunabilir mi?” başlıklı yazısının ardından, bu kez vatandaşların hak kaybı yaşamaması ve dolandırıcılık mağduru olmaması için dikkat etmesi gereken önemli hukuki ayrıntılara ışık tutuyor.
Temeli ve mantığı itibarıyla yüz yıldır sabit olan bir hukuk sistemi içerisinde yaşıyor olmamıza, Millî Eğitim müfredatları içerisindeki vatandaşlık derslerine, üniversitelerin bazı bölümlerine konulan hukuk derslerine rağmen devletin bizimle nasıl iletişime geçtiği herkesçe tam olarak anlaşılabilmiş değil.
Devletin bizimle nasıl konuşabileceğinin anlaşılamaması sebebiyle çok basit yalanlara itibar edip dolandırılanların, fiilen ikamet ettiği adresi ile Adres Kayıt Sistemi'ndeki adresi farklı olması sebebiyle hak kaybına uğrayanların, gelen her telefon veya mesajı ciddiye alıp gereksiz ödeme yapanların sayısı hiç de azımsanacak kadar az değil.
Aslında kural çok basit: Tebligat.
Devlet vatandaşı ile tebligat yolu ile konuşur. Burada "devlet" kavramından kasıt; kamu kurumları, üniversiteler, özel bütçeli kurumlar, düzenleyici ve denetleyici kurumlar, Sosyal Güvenlik Kurumu, il özel idareleri, belediyeler, noterler, barolar... Kısacası, en geniş manasıyla aklınıza gelebilecek her türlü resmî kurum. Bu sayılan kurumların tamamı size bir bildirimde bulunmak, yani sizinle konuşmak istediğinde, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nda belirlenen usullere uygun olarak size tebligat göndermek zorundadırlar. Size tebligat yolu ile bildirim yapılmadığı sürece hakkınızda açılmış bir davada bir arpa boyu yol ilerlenemez; kural olarak size tebligat yolu ile bildirim yapılmadığı sürece hakkınızda açılmış bir icra takibinde kalem oynatılamaz. Çünkü size tebligat yapılmasını gerektiren durumlar, sizin Anayasa ile güvence altına alınmış haklarınızı konu edinmektedir. Örneğin, icra takibi veya hukuk davası ile sizin mülkiyet hakkınıza etki edebilecek bir sonuç istenmektedir. Ceza mahkemelerinden gelen bir tebligat yine sizin adil yargılanma, kişi özgürlüğü ve güvenliği gibi anayasal haklarınızı etkileyecek bir konu hakkındadır. Kısaca, sizin haklarınıza olumlu veya olumsuz yönde etki edecek her durumda size Tebligat Kanunu'na uygun bir şekilde tebligat gönderilir. Devletin yetkili kurumundan gelen bir tebligata konu olmadığı sürece size söylenilen sözleri, size yöneltilen talepleri, size diğer iletişim araçları ile gönderilen bildirimleri dikkate almanıza gerek yoktur.
Burada bir diğer önemli mesele, devletin sizinle olan iletişiminde nereye yöneleceği meselesidir. Mevzuata göre herkesin Adres Kayıt Sistemi'nde kayıtlı adresi olmak zorundadır. Benzetme yapmak gerekirse bu sistem, devletin telefon rehberidir. Devlet, Adres Kayıt Sistemi'nde kayıtlı adresinizde fiilen yaşadığınızı kabul eder ve size ulaşılamasa bile Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca size teslim olunmayan tebligat ilgili mahalle muhtarına teslim edilir ve size teslim edilmiş sayılır. Eğer bir vatandaş olarak fiilen ikamet ettiğiniz adresiniz Adres Kayıt Sistemi'nde kayıtlı adresinizden farklıysa gelen tebligatlardan haberiniz olamayacağı için anayasal haklarınız her türlü tehlikeye açık hâldedir.
Netice itibarıyla; bilinçli birer vatandaş olarak hem devletin bizimle hangi usul ile iletişim kurduğunu bilmeli hem de Adres Kayıt Sistemi'ndeki bilgilerimizi güncel tutmalıyız. Çünkü devletin dilini bilmemek aldatılmamıza ve dolandırılmamıza, gelen bir tebligattan haberdar olmamak ise hak kaybına uğramamıza neden olabilir.

