İçeriğe geç
3 Kasım 2026, Salı Konya 10°
  • DOLAR49,97▲ %0,22
  • EURO56,00▲ %0,32
  • STERLİN67,16▲ %0,21
  • GRAM ALTIN6.300▲ %0,03
  • BIST 10010.961,67▲ %1,88
  • BITCOIN3.826.327▼ %2,19
  • ETHEREUM112.240▼ %1,88
SON HABERLER
Reklam
TARIMSAN
Menderes Gülsoy Menderes GülsoyEdebiyatçı

13. KONYA KİTAP GÜNLERİ: TANIDIK YÜZLER ARENASI

Edebiyattan uzak, her yerde gördüğümüz yüzlerin arenası gibiydi 13. Konya Kitap Günleri... Kitap fuarları, bir şehrin düzenleyebileceği en kıymetli etkinliklerin başında gelir.

3 dk

Edebiyattan uzak, her yerde gördüğümüz yüzlerin arenası gibiydi 13. Konya Kitap Günleri...

Kitap fuarları, bir şehrin düzenleyebileceği en kıymetli etkinliklerin başında gelir. Buna bireylerden tutun ailelere, okullardan tutun belediyelere kadar bir bütün olarak katkı sağlanması gerekir diye düşünüyorum. Öğretmen arkadaşlarımla, bütün öğrencileri götüremesek de bazı öğrencilerimizi götürmek için çalışmalar yaptık. Ulaşım konusunda sıkıntılarımız vardı. Belediyeye başvurduk. Konya Büyükşehir Belediyesi bizi kırmadı ve sabah sabah yıkanmış, tertemiz otobüslerle bizi fuarın düzenlendiği Selçuklu Kongre Merkezi'ne götürdü.

Önceki yıllara göre iç mekânlar daha iyi düzenlenmişti. Özellikle ana salonda daha önce kullanılan paneller bu yıl kullanılmamış ferah bir ortam sağlanmıştı. En uçtan ta arka taraftaki stant görülebiliyor, istediğimiz standa daha kolay gidebiliyorduk. Çocukların eğlenebileceği etkinlikler hazırlanmış; kitapseverlerin yiyecek ve içeceklerini alabilecekleri yerler, az sayıda oturma alanı olsa da çoğu kesime hitap edecek çeşitlilikte stantlar kurulmuştu.

Kapıdan içeri girdiğimizde “okumadığın gün karanlıktasın” gibi iddialı ve beklentiyi arttıran, küçük harflerle yazılmış, büyük anlamlar barındıran bir slogan karşıladı bizi. “Çok sesli, çok dilli, farklılıklar barındıran bir kitap şölenine geldik(!)” diye düşündük.

Stantları gezerken daha çok birbirine benzeyen yayınevleri ve kitaplarla karşılaştık. Büyük çoğunluğu popüler kültüre hitap eden, edebiyatla hiç tanışmamış, tamamen ticari kaygılarla yazılmış kitapların stantlarıydı bunlar. Birbirinin kopyası, farklı yayınevlerinin ufak tefek rötuşlarla kendi imzalarını attıkları kitaplar... Sadece bu kitaplar değildi birbirinin benzeri olan. Aslında Konya Kitap Günleri'nin bütününün bir resmiydi: Birbirine benzeyen, ufak tefek farkları olan stantlar yığını.

Düzenleyiciler, o kadar popülerliğe ve tekliğe takılıp kalmışlar ki imza günlerine gelenler de zihnen birbirinin kopyası kişilerdi. Sosyal medyada, ana akım (!) medyada, gazete köşelerinde, belediyelerin etkinliklerinde, üniversitelerde sürekli görmeye maruz kaldığımız kişilerden oluşmuş seyyar, gezici bir koro vardı.

Erkek öğrencilerin onca stant arasında toplandıkları bir standı merak edip yanaştım. Daha yeni ünlenmiş, 18-20 yaşlarındaki futbolcuların hayat hikâyelerini anlatan, hem hacim hem de içerik olarak hafif kitapları incelediklerini gördüm. Sanki büyük bir şahesere bakıyorlarmış gibi elden ele dolaştırıyorlardı. Biraz ötede de kız öğrencilerin toplanıp Wattpad kitaplarını aynı iştahla incelediklerine şahit oldum. Bir amca eline bir kitap almış, “Burada Gazze fotoğrafı var, çok üzüldüm, benim bile okuma isteğim geldi!” dedi. Birçok stantta benzer kitaplar vardı.

Büyük farklılıklar barındıran yayınevleri olmasa da çok eski, bilindik birkaç yayınevi de vardı. Birisine yanaştım, elime iyi bildiğim bir yazarın son kitabını aldım. Çalışan üniversiteli bir kız, kitabı tanıtmaya başladı. İyi de bir indirim olduğunu söyledi. Fiyatını sordum. İndirimli hâli bile pahalı satan kitapçılardan daha pahalıydı. Stantta kitap satan birinden çok, kitapları tanıyan birinin olması mutlu etti beni. Sohbet ettik. 12 saat çalıştığını, harçlığını çıkarmak ve böyle bir etkinliği tecrübe etmek istediğini söyledi. Aldığı ücretin düşüklüğünden ve aşırı yorgunluktan şikâyet etti. Kitapların pahalı olduğunu söyleyince stant fiyatlarının yüksekliğinden dolayı kitapların pahalı olduğunu belirtti.

Tanıdığım bazı yerel yayınevi sahiplerini, yazarları ve çizerleri görmek güzeldi. Özellikle Konya'da, bu etkinlikte çokça yerel yazar ve yayınevi vardı. Bu konuda hem şehrimize hem de buna vesile olanlara teşekkür etmek gerekir.

Dönüş saatine yakın çayla simidimizi yedik. Belediyenin katkısıyla götürdüğümüz yüzden fazla öğrencimizle, toplam üç beş adet kitap alıp okulumuza döndük. Belediye dönüşümüzü de düşünmüş, her öğrenciye en az bir tane düşecek kadar patlamış mısır ikram etmişti.

Güzel bir gündü…

Reklam
ARTI YÜZ