8 ŞEHİRDE ÇİFTÇİYİ DİNLEDİM: TARIMIN GERÇEK GÜNDEMİ NE?
Burdur’dan Bursa’ya, sekiz farklı noktada çiftçilerle bir araya gelen Tarım Uzmanı Şaban Büyükeken, üreticinin gündemindeki artan maliyetleri ve devlet desteklerinin artırılması beklentisini kaleme aldı.
Geçen hafta kaleme aldığımız “Konya Ovası Su Beklerken Göksu’nun Suları Denize mi Akmalı?” başlıklı yazımızda, su kaynaklarının tarımsal üretim açısından önemine ve mevcut imkânların daha verimli değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekmiştik. Bu hafta ise Burdur, Denizli, Manisa, İzmir, Muğla, Balıkesir, Bursa ve Aydın’ın Söke ilçesinde çiftçilerle bir araya gelerek tarımın sahadaki gündemini dinledim.
Farklı bölgelerde yaptığım ziyaretlerde karşıma çıkan temel gerçeklerden biri şuydu: Çiftçi, artan üretim maliyetleri karşısında üretimini sürdürmenin yollarını arıyor ve devlet desteklerinin artırılmasını bekliyor. Bu beklenti, tarımın geleceği açısından üzerinde durulması gereken önemli bir konu.
Tarımın sorunlarını yalnızca raporlardan ve istatistiklerden anlamak mümkün değil. Üreticinin tarlasına, maliyet hesabına ve gelecek sezonla ilgili kararlarına bakmak gerekiyor. Çünkü tarım, yalnızca tohumun toprağa bırakılmasıyla başlayıp hasatla biten bir süreç değil. Üretici, sezon boyunca pek çok riskle karşılaşıyor ve yaptığı harcamanın karşılığını alıp alamayacağını çoğu zaman önceden bilemiyor.
ÇİFTÇİNİN HESABI GİDEREK ZORLAŞIYOR
Mazot, gübre, tohum, sulama, enerji ve işçilik giderleri, üreticinin temel maliyet kalemleri arasında yer alıyor. Çiftçi, üretime başlamadan önce önemli harcamalar yapıyor; ancak hasat sonunda elde edeceği geliri aynı kesinlikle hesaplayamıyor. Üretim maliyetleriyle ürünün satış fiyatı arasındaki dengenin bozulması da bu belirsizliği daha fazla artırıyor.
Bu durum yalnızca çiftçinin bugünkü kazancını değil, gelecek sezonun üretim kararlarını da etkiliyor. Üretici hangi ürünü ekeceğini, ne kadar yatırım yapacağını ve üretime devam edip edemeyeceğini düşünmek zorunda kalıyor.
Burada asıl mesele, yalnızca ne kadar üretildiği değil, üretimin ekonomik açıdan sürdürülebilir olup olmadığıdır. Çiftçi emeğinin karşılığını alamadığında üretimden uzaklaşabilir. Bunun sonuçları ise yalnızca tarım sektörünü değil, gıda arzını ve tüketiciyi de ilgilendirir.
DEVLET DESTEKLERİ ÜRETİMİN GERÇEKLERİNE UYGUN OLMALI
Ziyaretlerde öne çıkan beklentilerden biri de devlet desteklerinin artırılmasıydı. Üreticiler, yükselen maliyetler karşısında daha güçlü desteğe ihtiyaç duyduklarını dile getiriyor. Bu talebin, tarımsal üretimin devamlılığı açısından değerlendirilmesi gerekiyor.
Desteklerin miktarı kadar zamanlaması ve üreticinin gerçek ihtiyaçlarına uygun olması da önem taşıyor. Çiftçinin ekimden hasada kadar uzanan süreçte finansmana ihtiyaç duyduğu dönemlerde sağlanan destekler, üretimin sürdürülebilirliğine katkı sunabilir.
Elbette her bölgenin iklimi, su kaynakları, ürün deseni ve üretim koşulları farklı. Bu nedenle tarımsal destekler ve üretim politikaları oluşturulurken bölgesel ihtiyaçlar dikkate alınmalı; çiftçinin sahadaki tecrübesinden yararlanılmalıdır. Masa başında hazırlanan planlarla tarladaki gerçekler her zaman örtüşmeyebilir.
TARIMIN GELECEĞİ İÇİN BÜTÜNCÜL BİR YAKLAŞIM GEREKİYOR
Geçen hafta su kaynaklarının doğru değerlendirilmesini, bu hafta ise çiftçinin artan maliyetler karşısındaki beklentilerini ele aldık. Aslında bu iki konu, tarımın geleceğine ilişkin aynı soruda birleşiyor: Üretimi nasıl sürdürülebilir hâle getireceğiz?
Bunun için su kaynaklarını verimli kullanmak, üretim planlamasını güçlendirmek, maliyetleri dikkate almak ve çiftçinin destek ihtiyacına karşılık vermek gerekiyor. Tarım politikalarının başarısı, yalnızca belirlenen hedeflerle değil, üreticinin tarlada karşılaştığı sorunlara ne ölçüde çözüm üretebildiğiyle de ölçülmeli.
Sekiz farklı noktada gerçekleştirdiğim ziyaretler, çiftçinin sesini doğrudan dinlemenin önemini bir kez daha gösterdi. Üreticinin beklentisi açık: Artan maliyetler karşısında üretimini sürdürebilmek ve emeğinin karşılığını alabilmek.
Unutmayalım; çiftçinin üretmeye devam edebilmesi, hepimizin sofrasını ilgilendiriyor. Tarımın geleceğini güvence altına almak istiyorsak üreticinin sesine kulak vermeli, artan maliyetleri dikkate almalı ve destekleri üretimin gerçek ihtiyaçlarına göre güçlendirmeliyiz. Çünkü çiftçiyi korumak, aynı zamanda ülkenin gıda güvencesini korumaktır.

